Yakınlık Konuşması İçin İkiniz de Müsait Değilseniz Ne Yapabilirsiniz?

Yakınlık Konuşması İçin İkiniz de Müsait Değilseniz Ne Yapabilirsiniz?

“Tam çıkarken bunu mu konuşacağız?” Yakınlıkla ilgili bir konu bazen tam da anahtarlar eldeyken açılır. Soruyu soran kişi beklemekten yorulmuş, diğeri ise işe yetişmeye çalışıyor olabilir. O anda uzun bir konuşma yapamamanız, konuyu ortada bırakmanızı gerektirmez. İşe yarayan ilk adım, şimdi konuşmaya yer olup olmadığını sormak; yer yoksa ikinizin de kabul ettiği belirli bir dönüş zamanı bulmaktır. Buradaki randevu, önceden verilmiş bir yakınlaşma sözü değil, birbirinizi dinlemek için ayrılmış zamandır.

Önce konuşma isteğini ve müsaitliği ayrı ayrı sorun

“Bir şey konuşmamız lazım” cümlesi, karşı tarafa hem konuyu hem de süresini tahmin etme işi bırakır. Bunun yerine başlığı kısaca söylemek daha anlaşılır olabilir: “Son günlerde birlikte geçirdiğimiz özel zaman hakkında konuşmak istiyorum. Şu an on dakika dinleyebilecek durumda mısın?” Böylece kişi neye zaman ayırmasının istendiğini bilir.

Müsait görünmek, konuşmaya hazır olmakla aynı şey değildir. Birinin bilgisayarını kapatmış olması, dikkatini hemen hassas bir konuya verebileceği anlamına gelmez. Siz de anlatmak istediğiniz şeyi henüz toparlayamamış olabilirsiniz. Hazır olmayı sormak iki taraf için de geçerlidir; konuşmayı açan kişinin hemen başlaması şart değildir.

Kısa bir diyalog yeterli olabilir: “Bunu konuşmak istiyorum ama şu an cümlelerimi toparlayamıyorum.” “Tamam, bugün daha sonra mı dönelim?” Burada amaç kusursuz bir ruh hâli beklemek değildir. Konuşmayı aceleyle kesmek zorunda kalmayacağınız ve birbirinizi duyabileceğiniz bir aralık arıyorsunuz. Yanıt hayırsa, o an için bu yanıtı kabul ederek zaman sorusuna geçebilirsiniz.

“Sonra konuşuruz” yerine küçük ve belirli bir zaman bulun

Belirsiz erteleme, iki kişide farklı beklentiler yaratabilir. Biri akşam konuşulacağını düşünürken diğeri hafta sonunu kastedebilir. Gün ve yaklaşık saat belirlemek bu karışıklığı azaltır. “Bugün yemekten sonra, saat dokuz gibi yirmi dakika ayırabilir miyiz?” cümlesi, karşı tarafın kabul edebileceği veya değiştirebileceği somut bir öneridir.

İlk öneri uygun gelmeyebilir. Tek bir saat üzerinde ısrar etmek yerine iki seçenek sunabilirsiniz: “Bu akşam uygun değilse yarın yürüyüşten sonra olur mu?” Karşı tarafın da kendi zamanını önermesine alan bırakın. Randevuyu bir kişinin diğerine verdiği görev hâline getirmeden, iki takvimin kesiştiği bir yer bulmaya çalışın.

İkiniz de o anda takviminize bakamıyorsanız, konuşmanın zamanını belirlemek için kısa bir dönüş kararlaştırın: “Şimdi saat seçemiyoruz. Akşam eve geldiğimizde ne zaman konuşabileceğimize bakalım mı?” Bu ara adım da belirsiz kalmamalı. Takvim hatırlatması kullanacaksanız ikinizin de buna rahat olması ve başlığın ortak ekranlarda gereksiz kişisel ayrıntı göstermemesi yeterlidir.

İş arasında yalnızca konuşmanın çerçevesini paylaşın

Bir toplantı arasında gelen uzun mesajı okumak mümkün olabilir; ona düşünerek yanıt vermek ise mümkün olmayabilir. Yakınlık konuşmasının bütün ayrıntılarını mesajlara taşımadan önce, yazılı konuşmanın ikiniz için de uygun olup olmadığını değerlendirin. Özellikle ortak kullanılan cihazlarda veya bildirimlerin başkalarınca görülebildiği ortamlarda kısa ve genel bir mesaj daha uygun olabilir.

“Bu akşam birlikte geçirdiğimiz zamanla ilgili bir konuyu konuşmak istiyorum. Şimdi yanıt vermen gerekmiyor; eve gelince saat belirleyelim mi?” gibi bir mesaj, hem başlığı verir hem de hemen cevap beklentisini açıklar. Konuyu habersiz bırakmamak için bütün ayrıntıları o anda göndermeniz gerekmez.

Karşı taraf yine de konuşmayı başlatırsa kendi müsaitliğinizi söyleyebilirsiniz: “Mesajını gördüm. Şimdi dikkatli yanıt veremiyorum; konuştuğumuz saatte buna döneceğim.” Ancak devam eden bir davranışa ilişkin sınırınız varsa bunu randevuya kadar bekletmek zorunda değilsiniz. “Bunu şu an istemiyorum” demek için uzun konuşmanın başlamasını beklemeniz gerekmez; nedenlerini konuşmak daha sonra mümkün olabilir.

Kararlaştırdığınız saatte yeniden hazır olmayı sorun

Akşam dokuz için anlaşmış olmanız, saat geldiğinde konuşmanın otomatik olarak başlayacağı anlamına gelmez. Kısa bir kontrol yapın: “Konuşmak için ayırdığımız zamana geldik. Hâlâ uygun musun?” Gün içinde beklenmedik bir şey olmuş olabilir. Siz de hazır değilseniz bunu söyleyin ve mümkünse yeni bir zaman önerin.

İkiniz de hazırsanız konuşmanın kapsamını küçük tutmak yardımcı olabilir. “Bugün yalnızca birlikte zaman ayırma konusunu konuşalım” demek, geçmişte biriken her başlığın aynı akşama yığılmasını önler. Ayrılan süre bir bitirme zorunluluğu değildir. Yirmi dakika sonunda mesele çözülmediyse, nerede kaldığınızı kısaca söyleyip devam etmek isteyip istemediğinizi sorabilirsiniz.

“Bugün senin akşamları neden zorlandığını daha iyi anladım. Benim tarafımı yarın konuşmak ister misin?” gibi bir kapanış, yarım kalan konuşmaya geri dönmeyi kolaylaştırır. Bu süre içinde bir karar almak, bir ürünü denemek veya cinsel yakınlık yaşamak zorunda değilsiniz. Konuşmaya katılmayı kabul etmek, konuşmada gündeme gelen önerileri kabul etmek anlamına gelmez.

Randevu aksarsa hatırlatın; sürekli erteleniyorsa bunu adlandırın

Bir kez unutulan konuşmaya doğrudan dönülebilir: “Dün konuşamadık. Bugün için yeni bir zaman bulabilir miyiz?” Hatırlatma, suçlama veya puan tutma biçimini almak zorunda değildir. Erteleyen kişi sizseniz, konuyu diğerinin yeniden açmasını beklemeden geri dönebilirsiniz: “Dün ayırdığımız zamanı kaçırdım. Hâlâ konuşmak istiyorsan yarın akşam uygunum.”

Ertelemeler tekrarlanıyorsa yalnızca yeni saat aramak yetersiz kalabilir. Gözlediğiniz durumu ve sizdeki etkisini söyleyin: “Birkaç kez zaman belirledik ama konuşamadık. Konunun hep açıkta kalması beni zorluyor. Bu konuşmayı yapmak istiyor musun?” Yanıtı almaya çalışırken zorunlu süreler koymak veya sessizliği onay saymak yerine, kendi ihtiyacınızı ve belirsizlikle ilgili sınırınızı açıkça ifade edin.

Bir sonraki yoğun anda üç cümle yeterli: “Bunu konuşmak istiyorum. Şimdi müsait miyiz? Değilsek ne zaman geri dönelim?” Sonrasında kararlaştırdığınız zamana dönün ve yeniden hazır olmayı sorun. Böylece konuşmanın hem yeri hem de devamı belli olur; ikinizin o günkü durumu da hesaba katılır.

Yorum bırakın

Alışveriş Sepeti

Lütfen Yaşınızı Doğrulayın

Bu siteye girmek için yasal yaş sınırını aşmış olmalısınız

Türk Ceza Kanununun 226. Maddesi uyarınca 18 yaşından küçüklerin bu sayfayı gezmeleri ve ürün satın almaları yasaktır. Eğer 18 yaşın altında ve yasal olarak yetişkin değilseniz lütfen bu ürünleri görüntülemeyin ve ürün satın almayın.